Now Playing Tracks

Dear seeker,

Awake! Kiss the ancient wisdom, abandon yourself to the spirits

Embrace the visions - give  yourself to the spirits

Erase your memory

Abandon your past and your future

Leave everything keep nothing

Open your eyes open your soul

Burn burn burn

Spread your wings into your own fire

Drink the poison taste the elixir

Be the antidote

Charm your own shadow

Be blinded by your own light

Dance in your sorrow

Open all doors

Swallow all keys

Beat the drums of defiance  to reverse destiny

And love and love and love…

Who are we?

Lovers and poets

Pearls divers and seekers

Black sheeps of the immuculate white spiral

We are the magicians of earth

Transforming the universe

As we transform ourselves

Our inner revolution

Will lead to the universal liberation

We smoke the peace pipe

Bur we range from the inside

This our scream of resistance

This is our song of compassion

Our romantic rebellion

Provoke your own illumination

Set yourself on fire!

Seni severken bir cam ustası olmuştum adeta.

Bir kum saati yapacaktım. Sımsıcaktı atölyem, bizden başka kimsenin dayanamayacağı kadar sıcak.

 Kolay değildir cam eşya yapmak. Nefes ister, emek ister, sevgi, sabır ister. Tıpkı aşk gibi, aşkımız gibi.

İnce uzun bir cam silindir aldım ilk önce, bununla uğraşmama hiç gerek kalmamıştı, ilk önce tam ortasını, en önemli yerini işittim. Kalbimden daha derinlere akardı ya bir şeyler beni sevdiğini hissettiğimde, işte onun kadar ılık üfledim şekillendirmek için.

 Şekil değiştirirken biraz acı çekiyor olmalıydı ama koru körüne inandığımız zamana hükmetmenin de bir bedeli olacaktı.

Sürekli döndürüyordum kendi etrafında, gözlerine, başına eziyet eder gibi. Etrafında duran her şeye bir ya da iki saniye kadar bakabiliyordu. Yine de şanslıydı. Doğru zamanda gelmişti dünyamıza.

Eskiden hantal olurdu kum saatleri, beceriksiz ellerde akılsızca yapılmış, şimdilerde müze depolarına mahkum, gülünmelik, unutulmuş saatler. İşte böyle zordu sevmelerim ardımda bıraktığım senelerde. Sonradan gülüp geçeceğim, hayat müzemden kaldıramayınca utanacağım, çirkin saatler. 

Senin aşkına gelince… Zar zor kabul etmiştim müzeme. Hantal saatlerden çok daha değerli bir şeyler vardı sende ve eserlerim diyordun onlara. Eserlerinden güzel bir sergiyi müzemizde sergileme şerefine ulaşmayı istediğini söylemiştin. Biraz hayaldi senin için. Bense nazlanıyordum, kararsızdım. Evet şahane parçalar vardı gözlerimi alamadığım. Vardı ama seni hemen kabul etsem değer bilmeyecek, böbürlenip duracaktın.

Biraz dinlendirip sakladıktan sonra hazırdı kum saatim. Alıcı gözüyle baktım, sanki ortasında incelen kısmı zor bir zamanda hemen kırılacaktı ama bu fikri hemen geçiştirdim. Uykum vardı hala, gözlerim açıkken bile rüyada gibiydim. Saatin içine neyi ne kadar dökmem gerektiğinin farkında değildim. Tek bildiğim zamanın çok yavaş akmasını istediğimdi.

Sabah uyanır gibi oldum. Bir de baktım ki içine altın tozunu bocalamışım. Yoğundu taneleri. Sanırım bilerek yapmışım bunu. Değerini bilelim istemişim. Aşk gibi, aşkımız gibi olsun diye.

To Tumblr, Love Pixel Union