Seni severken bir cam ustası olmuştum adeta.
Bir kum saati yapacaktım. Sımsıcaktı atölyem, bizden başka kimsenin dayanamayacağı kadar sıcak.
Kolay değildir cam eşya yapmak. Nefes ister, emek ister, sevgi, sabır ister. Tıpkı aşk gibi, aşkımız gibi.
İnce uzun bir cam silindir aldım ilk önce, bununla uğraşmama hiç gerek kalmamıştı, ilk önce tam ortasını, en önemli yerini işittim. Kalbimden daha derinlere akardı ya bir şeyler beni sevdiğini hissettiğimde, işte onun kadar ılık üfledim şekillendirmek için.
Şekil değiştirirken biraz acı çekiyor olmalıydı ama koru körüne inandığımız zamana hükmetmenin de bir bedeli olacaktı.
Sürekli döndürüyordum kendi etrafında, gözlerine, başına eziyet eder gibi. Etrafında duran her şeye bir ya da iki saniye kadar bakabiliyordu. Yine de şanslıydı. Doğru zamanda gelmişti dünyamıza.
Eskiden hantal olurdu kum saatleri, beceriksiz ellerde akılsızca yapılmış, şimdilerde müze depolarına mahkum, gülünmelik, unutulmuş saatler. İşte böyle zordu sevmelerim ardımda bıraktığım senelerde. Sonradan gülüp geçeceğim, hayat müzemden kaldıramayınca utanacağım, çirkin saatler.
Senin aşkına gelince… Zar zor kabul etmiştim müzeme. Hantal saatlerden çok daha değerli bir şeyler vardı sende ve eserlerim diyordun onlara. Eserlerinden güzel bir sergiyi müzemizde sergileme şerefine ulaşmayı istediğini söylemiştin. Biraz hayaldi senin için. Bense nazlanıyordum, kararsızdım. Evet şahane parçalar vardı gözlerimi alamadığım. Vardı ama seni hemen kabul etsem değer bilmeyecek, böbürlenip duracaktın.
Biraz dinlendirip sakladıktan sonra hazırdı kum saatim. Alıcı gözüyle baktım, sanki ortasında incelen kısmı zor bir zamanda hemen kırılacaktı ama bu fikri hemen geçiştirdim. Uykum vardı hala, gözlerim açıkken bile rüyada gibiydim. Saatin içine neyi ne kadar dökmem gerektiğinin farkında değildim. Tek bildiğim zamanın çok yavaş akmasını istediğimdi.
Sabah uyanır gibi oldum. Bir de baktım ki içine altın tozunu bocalamışım. Yoğundu taneleri. Sanırım bilerek yapmışım bunu. Değerini bilelim istemişim. Aşk gibi, aşkımız gibi olsun diye.